Zeus Tapınağı – [Objektifimden]
Salı, Temmuz 27, 2010 12:36Kütahya Çavdarhisar’da bulunan Zeus Tapınağı…
Mezuniyete beş kala kısa zamana sıkıştırılmış bir gezi ve çok eskilerden Zeus’un şehri Aizanoi…
Aizanoi hakkında detaylı bilgi konunun devamındadır.
TARİHİ
Çavdarhisar’ın tarihi yapılan kazılar sonucunda elde edilen bulgulara göre M.Ö. 3000’li yıllara dayanır.
İlçemizde bulunan Aizonai Antik Kenti’nin adının; Penkalas (Koca Çay) ırmağının yukarı kesiminde, tanrıça Meter Steunene’nin kutsal mağarası civarında yaşayan Frigyalıların su perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden ortaya çıktığı sanılan antik kaynaklarda adlı Azan olarak geçen mitoloji kahramanından geldiği sanılmaktadır.
Aizonai, antik Frigya’ya bağlı olarak yaşayan Aizanitis’lerin ana yerleşim yeriydi. Helenistik dönemde, bu bölge değişimli olarak Bergama’ya ve Bithinya’ya bağlı iken M.Ö.133’te Roma egemenliğine girmiştir. Roma İmparatorluk döneminde; tahıl ekimi, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş ve ünü bölge sınırlarını aşmış olan Aizonai’de kesin kentleşme bulgularına ancak 1 nci yy.’ın sonlarına doğru rastlanmaktadır.
Aizonai kentinin görkemli yapılarına Zeus Tapınağı ile başlanılmıştır. M.S. 2 nci yy.’ın ortalarında küçük bir tapınak olarak kabul edilen bir Heroon’u bulunan ve etrafı galeriyle çevrelenmiş olan Agora inşa edilmiştir. Güneyde Dor sütunlu galeriyle çevrili alan, tapınağı çevreleyen galeriden daha önce yapılmıştır. Görkemli bu yapıların bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır.
Erken Bizans döneminde piskoposluk merkezi iken 7 nci yy.’dan itibaren önemini yitirmiştir. Tapınak düzlüğü Ortaçağ’da hisara dönüştürülmüştür. Ertuğrul Gazi dönenimde Söğüt’ten gelen Çavdar boylarının buraya yerleşmesiyle İlçe bugünkü ismi olan “ÇAVDARHİSAR” adını almıştır.
Aizonai 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve 1830-1840’lı yıllarda incelenerek, tanımlanmış ve 1926 yılından itibaren de Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı çalışmalarına başlanılmıştır. Kazı çalışmaları halen devam etmektedir.Aizonai’den günümüze kalan yapı kalıntılarının büyük bir kısmı Roma İmparatorluk dönemi eserleridir.
Zeus Tapınağı
Zeus Tapınağı’nın yapımına M.S. 2 nci yy.’ın 2 nci çeyreğinde başlanmıştır. Tapınağın ön galerisinin (Pronaos) kuzey tarafındaki yazıtta İmparator Hadrian ile kent arasındaki yazışmalar yer almaktadır. Aynı duvarın dış tarafında ki yazıtlarda ise M. Apuleius Eurykles’ten söz edilmektedir. Yazıt, M. Apuleius Eurykles’in erdemlerinden ve kent için yaptığı işlerden övgü ile bahsetmektedir. Tapınağın yazıtlarının ve kesme taşlarının üzerinde savaş sahnelerini, atlıları ve atları gösteren çizimler vardır. Bu çizimler, 13 ncü yy.’da tapınağın etrafındaki surlarda korunak arayan Çavdarların yaşamlarından sahneleri göstermektedir.
Tapınağın kısa yanında 8, uzun yanında ise 15 İon sütunu bulunmaktadır. Sütunlarla iç mekanlar (Pronaos, Cella ve Opisthodomos) arasındaki uzaklık, sütunlar arasındakinden iki defa daha geniştir.
53 x 35 m. ölçülerindeki podyum üzerine yapılmış olan tapınak ile tonozlarla örtülü büyük bir alt yapımının birleşimi, Anadolu’da ki Roma mimarlık sanatında pek alışılmamış bir durumdur ve tam bir benzerine rastlanmamıştır. Cella, Opisthodomos ve Pronaos’u bütünüyle kaplayan alanın altındaki alt yapının kehanet yeri veya depo işlevini gördüğü sanılmaktadır.
Tapınağın kuzeybatı alınlığında bir kadın büstünün bulunması, tapınağın yalnız tanrıların babası Zeus’a değil, aynı zamanda Aizonai’de Meter Steunene adıyla tapınılan Anadolu’nun Kybele tanrıçasına da adanmış olduğunu gösterir. Ancak son araştırmalar tapınağın çift tanrıya (hem Zeus, hem de Kybele’ye) adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Kadın büstü biçimli Akroter tapınağın önünde, buluntu yerine yakın bir yere konulmuştur.
Stadion ve Tiyatro
Aizonai’de ki Stadion-Tiyatro kombinasyonunun benzeri yoktur. Stadion’da yapılan araştırmalar bu yerin M.S. 160 yılından sonra başlanıp, aralıklarla M.S. 3 ncü yy.’ın ortalarına değin bir yapım süreci geçirdiğini ortaya koymuştur. Stadion’un oturma sıraları hafif çokgen biçimli olduğundan, yapı ortada genişlemektedir. Stadion’un tiyatroya bakan cephesi mermer kaplı bir duvarla sınırlıdır. Bu aynı zamanda tiyatro sahnesinin de arka tarafının kaplamasıdır.
Tiyatronun sahne kısmı zengin mermer bezemelerle kaplıydı. Bu bezemeler yüzyıllar boyu süregelen çeşitli depremler yüzünden oturma basamaklarının ortasına yıkıldıkları gibi kalmışlardır. Sahne binasını süsleyen özenle yapılmış mermer mimarideki bezemeler üzerine yapılan araştırmalar, yapının önce tek katı olduğunu ortaya koymuştur. Daha sonra Stadion genişletilirken buraya ikinci bir kat eklenmiştir.
M.S. 3 ncü yy.’ın 2 nci yarısında şehrin kuzeydoğusunda aslında var olan büyük kireçtaşı bloklardan oluşan bir bina içine ikinci büyük bir hamam inşa edilmiştir. Hamam mekanlarından birinde, ortada Satyr ve Menad betimli kaliteli bir mozaik taban vardır. M.S. 4 ncü veya 5 nci yy.’dan sonra bu hamamın ana mekanı düzenlenmiş ve Aizonai’nin erken hıristiyan cemaatinin yöneticiliğine atanan piskoposluk merkezi işlevini görmüştür.
M.S. 2 nci yy.’ın 2 nci yarısından kalma ve olasılıkla gıda pazarı olarak kullanılmış olan yuvarlak yapıya M.S. 4 ncü yy.’ın başlarında İmparator Diocletianus’un 301 yılında enflasyonla mücadele için yaptığı ücret tespitlerinin kopyası konulmuştur. Bu yazıtta, İmparatorluk pazarlarında satılan tüm malların satış ücretleri yer almaktaydı. Bu haliyle dünyada ki ilk borsa binalarından birisidir.
1992 ila 1995 yılları arasında yapılan kazılar sonucunda; yuvarlak yapıyı kuzeydoğudan sınırlayan sütunlu galerilerle çevrili ve buluntulara göre M.S. 400 ncü yıllara tarihlenen bir cadde ortaya çıkarılmıştır. Sütun ve kiriş parçaları neredeyse bütünüyle ele geçtiğinden yapı yeniden ayağa kaldırılmış, ayağa kaldırılmada kullanılmayan mimari parçalar ise galerilerin arka duvarlarına yerleştirilmiştir. Sütunlu caddenin her iki yanında malların satışa sunulduğu dükkanlar ve atölyeler yer almaktaydı.
Yapımı için tapınak yıkılan ve 6 ncı yy.’a kadar varlığını koruyan sütunlu caddenin bir deprem neticesinde yıkılmış olduğu sanılmaktadır.
Sütunlu caddenin yapılması için ortadan kaldırılan en önemli yapı Artemis Tapınağı’dır. Tapınak İmparator Claudius (M.S. 41-54) döneminde inşa edilmiştir. Zengin süslemeleri ile dikkati çeken kuzeydoğu galerinin görkemli İon başlıkları bu tapınağa aittir.
Köprüler
Antik dönemde iki yakayı birbirine bağlayan dört köprüden ikisi bugün bile geçişe hizmet etmektedir. Beş kemerli taş köprü korkuluğunun bir kaidesi üzerindeki yazıttan açılış merasiminin M.S. 157 yılının Eylül ayında yapıldığı anlaşılmaktadır. Köprüye 1990 yılında yeni korkuluklar konmuş ve yeniden kaplanmıştır.
















